İNSAN YAŞAMINDA MÜZİK

      Rönesans kuramcılarından ve bestecilerinden Johannes Tinctoris, 15. yüzyılın ikinci yarısında müzikle ilgili ileri sürdüğü görüşlerden birinde müziği şöyle tanımlar: “Müzik, insan sesi ve çalgı seslerinden oluşan bir bütündür”. Tinctoris’in bu pragmatik yaklaşımı belki dönemin ruhuna uygun gibi görülmekte çünkü önceki yüzyılda Grocheo gibi kuramcılar da müziği sınıflarken “asiller için gerçek müzik ve halk için popüler müzik” türü bir tanımlamayla kitaplarda yer alır. Grocheo, müziğin asillerin kanunları ve kuralları doğrultusunda yapıldığını söyleyerek halkı görmezden gelirken kuşkusuz müziğin adresini kilise ve saraylar olarak kısıtlar. Yüzyıllar boyunca yalnızca müzik adamları değil, din adamları, soylular, bilim insanları, eleştirmenler, seslendiriciler, edebiyatçılar, felsefeciler ve onlarca disiplinden binlerce insan müzik üzerine bir şeyler söylemeyi sürdürür. Kimi tanımların bugün varlığını sürdürdüğünü görmek de alışılmışın içinde. Nicholas Cook, “her müzik farklıdır ama her müzik müziktir” derken müziği “değer” açısından etiketleyen yaklaşıma gönderme yapar. Popüler kültüre her zaman burun kıvıranlar, kalite ve popülerlik arasında hiçbir bağlantının olmadığını savunur. Craig McGregor ise kültürün eylem olduğunu ve katılımcı bir yönü olduğunu vurgular. Yani kültür yalnızca kütüphane raflarındaki altın yaldızlı kitaplar ya da bir Mozart senfonisi değildir. Bach’ın ölümünden elli yıl sonra besteci üzerine ilk incelemeyi kaleme alan Johann Nikolaus Forkel (Über Johann Sebastian Bachs Leben, Kunst und Kunstwerke-1802), Bach’ın müziğini dinleyen birinin önce bu müziği iyice sindirmesini, ardından müziği yaratanın değerini bilmesi gerektiğini söyler. Kısacası herkes müzik üzerine bir şeyler düşünür, söyler ve yazar. Jdanov gibi materyalist düşün insanları da, bestecinin temel misyonunun ülkesinin müziğini geliştirmek ve yetkinleştirmek, ardından bu müziği yoz burjuva etkenlerin sızmasına karşı korumak olduğunu ileri sürer. Strauss valsleri ve Offenbach operetlerinin 19. yüzyıl müzik yaşamının tepesine yerleşmesi, bir anda olan bir şey değildir. Sektördür bunu yapan ve doğal olarak temel düşünce, müziğin sanat olmadan öte eğlence işlevidir. Tepki gelmekte gecikmez ve müziğin pazara, yani ayağa düştüğü ve yozlaştığı ileri sürülerek eğlence amacı gütmeyen alternatif dinletiler düzenlenmeye başlar.

Müziğin insan yaşamındaki yeri konusunda farklı disiplinlerde yapılan binlerce araştırmanın nedenini anlamak güç değil. İçerdiği anlama ve işleve göre yapılan tanımlamalar, getirilen kavramlar ve önerilen hipotezler, müzik türlerini yine farklı açılardan sınıflandırmalar. Müziğin ne olursa olsun müzik olduğunu kabullenmek başta akademi olmak üzere oldukça güçtür. Yine de müziğin insan yaşamındaki önemi, etkisi ve gücü açıktır.

10 yıldır farklı konularda değişik disiplinlerden bilim insanlarını bir araya getiren Hisarlı Ahmet Sempozyumu’nun bu yılki teması “İnsan Yaşamında Müzik” olarak belirlendi. Aşağıda yer alan alt başlıklar, sempozyum teması için kılavuz öneriler niteliğinde:

  • Müzik ve Toplum, Toplumsal Değişim ve Müzik
  • Müzisyen, İzlerkitle ve Toplumsal Roller
  • Müzikte Değişim, Müzikte Süreklilik
  • Kültür Endüstrisine Yeni Bakışlar
  • Değişim ve Müzik Endüstrisi
  • Müzikte Yerel ve Küresel Dinamikler
  • İfade Kültürünün Bir Yönü Olarak Müzik
  • Müzik Üzerine Bilim Yapmak
  • Müzik ve Akademi
  • Müziği Değer Açısından Sınıflandırmak

Görüldüğü gibi tema oldukça yoğun ve aynı yoğunlukta bir katılımı arzu ediyoruz. Özellikle lisansüstü öğrencilerin danışmanlarının yönlendirmesiyle sempozyuma bildiriyle ya da izleyici olarak katılmalarını çok önemsiyoruz. 25-27 Nisan 2018’de Kütahya’da görüşmek dileğiyle.

 

Prof. Dr. Fırat Kutluk
Sempozyum Bilim Kurulu Başkanı